HATIRAT
     Şeb-i  Yelda      Kalemin Dilinden        Fırça Kalem      Gönül Kalemleri
    Çeşm-i Giryan     Dostane Mektuplar      Önceliklerimiz         Dareyn Ekibi

Hikayenin Dili

Hikayenin Dili Anasayfa

Kalemin Dili Anasayfa


Dareyn Dergisi

Ziyaret Notları
Dareyn Forum
Anasayfa
İletişim
Arşiv


Dareyn Durakları

Mnela'nın Denizi
Kelebek Vadisi
Vuslat Zamanı



Her Hakkı Saklıdır!
Kaynak Vererek
Alıntı Yapılabilir.




 

Dergi tasarım © DAREYN

 Ahlak Tohumu

Mavisine martı çığlıkları bulaşan bir şehrin tüm dinginliği yürekten hissedilmekteydi.Sabah ezanını okuyan müezzinin öğüt veren sesine, Mert yastığa daha sıkı sarılarak yanıt vermişti.Gün ışığının huzur veren güzelliği Mert'e o kadar dokunmuştu ki;ahşap evinin kapılarını açan ailesine ''Yuh!'' diyebilecek kadar bilinçsizleşmişti.Pencere kenarında maç yapan çocukların gürültüsüne uyandı.Tahta penceresini çapaklı gözleri gibi aralayarak açtı.Birden diline dolandı:

 --''Moralim bozuk, lanet olsun bu dünyaya, fanilik değil tattığım cehennem...''

 Ardı arkası kesilmeyen cahilce cümleler kurdu.Yaptığını hayatı protesto etmek olarak görüyordu.Oysa ki, bariz edepsizlikti.Hepsinden ötesi gerçek zannetiği yalanlara aldanarak, yaradanın laf edilmez resmine karalar sürüyordu.Kim bilir yaşadığı gibi o mükemmel ressamında farkında değildi. 

 Üstünü giyinip, annesini ağlatarak kahvaltısını yapıp okulun yolunu tuttu.Aldığı haber çok ilgi çekiciydi.Doğu illerinde bir okula stajer olarak gidiyordu.Annesi gözü yaşlı bavulunu hazırlarken;o bir kanepeye boylu boyunca uzanıp, elinde ki armutu geveleyip bir yandan da magazin programlarını izliyordu.Babası odaya girdiğinde doğrulup yer verme nezaketinde bulunmak yerine, yediği armutun çöpünü eline tutuşturmuştu.

 Ne annesi, ne de babasıyla vedalaşmadan sabah geç saatlerde yola çıktı.Otobüs camının buğusunda nefesini gezindirirken gideceği okulu hayal ediyordu.Ne anne dırdırı, ne bitmeyen baba öğütleri vardı.Ertesi sabah, görevli olduğu okulun lojmanına yerleşti.Öğrencilerin cıvıltısı gerçi biraz canını sıkmıştı, ancak her zaman böyle olmazdı.Otoritesini ele aldıktan sonra kimse onu rahatsız edemezdi.

 Okulda günler hızla geçiyordu.Bir perşembe sabahı öğrencilerinden biri onu yemeğe davet etti.Önce olmaz diyerek geçiştirmeye çalıştı.Ama öğrencisinin ısrarına dayanamayınca, bu daveti kabul etmek zorunda kaldı.Ancak bir şartı vardı.Kendisiyle birlikte beş öğrencisi de yemeğe gelecekti.Akşam Mert ve öğrencilerini kapıda güler yüzlü bir amca karşıladı.

--''Hoşgeldin evladım diiyerek.'' diyerek içeri buyur etti.

  Mert ise ''Hoşbulduk babalık'' diyerek dalga geçercesine içeriye girdi.O kadar aceleciydi ki, öğrencilerinin yaşlı amcanın elini öptüğünü farketmedi.İçerde yatalak epeyce yaşlı başka bir amca yatmaktaydı.Rahmetli dedesi yaşında olacaktı.Onun yüzüne bile bakmadan uzun divana oturup, bacak bacak üstüne attı.Öğrencileri yaşlı amcaya doğru yönelip, hal hatır sorduktan sonra tek tek yaşlı amcanın elini öptüler.Mert'in vücudundan kızgın sular dökülüyordu sanki, ayakları karıncalanmaya başladı.Sanki bir kuvvet ayaklarını birbirinden ayırıyordu.Gece boyunca tüm öğrencileri gelen atalarını içeri buyur etmek için ayaklanmıştı.Kendi yerlerini, büyüklerine vermiş ve onlar otur diyinceye kadar diz bile çökmemişlerdi.

 Gecenin sonunda Mert iyice kızardı ve tüm hayatını bir film şeridi misali gözünden geçirdi.Yaptığı ahlaksızlıkları hatırladı ve kendi kendine ''Beni affet Allah'ım!'' dedi.Yaşlı amcanın eline yapışıp hayır duasını aldı.İlk tatilde anne ve babasına gitti:Evin kapısını sabah ezanlarında çaldı.Kapıyı açan annesinin dizlerine kapandı.Yalvarırcasına babasının ellerine yapıştı.Ailesi oğullarının yediği bu şefkat tokadının karşısında çok mutlu olmuşlardı.Artık örnek gösterebilecekleri bir evlat yetiştirmenin gurur verici duygusuna ortak olabilirlerdi.

 Dört tarafında dört bin ayrı çeşit hikaye doludur Anadolu'mun.O, nasırlı elleriyle var ettikleri toprak kokan evlatları paha biçilmezdir.Cesaretli yürekleri, gözü pek gençlikleriyle kaç harbi avuçlarında ezmişlerdir.Aldıkları güzel ahlak, büyüğüne saygı yalnız onlara özeldir.

  Toprağın kara bağrında ahlak tohumuyla dirilen fidanlara.

 

Toprak

--23.02.2009--

Pazartesi, BURSA