|

“Gönlümde açmadan solan bir gülsün Her zaman gamlıyım her zaman üzgün Beklerim yolunu aylar boyunca Yeter ki gel bana senede bir gün”
Masal bu!
Bir gün sahil kenarına gitmiş bir kız. Oturmuş kayalıklara dalmış
derinlere. Fark etmemiş o sıra diğer yanındakini, yanındaki de onu… İki
dalgın uzun süre oturmuşlar öylece. Kız düşünmekteymiş geleceğini, erkek
düşünmekteymiş nasıl devam edeceğini.
Bir rüzgâr esmiş hafiften, örtüsüne tutunmuş kız uçmasın diye.
Dönmüş düzeltmek için başındakini. Erkek esintiyle ürpermiş, geç oldu
deyip kalkmayı düşünmüş dönmüş. O an göz göze gelmişler. Zaman durmuş
bir an. Onlar için bir ömür gibi gelmiş.
Kız utanmış eğmiş başını, erkek utanmış dönmüş yüzünü. Aynı anda
kalkmışlar ayağa. Aynı anda dönmeye devam etmiş dünya… Aynı anda sevgi
tohumu düşmüş gönül bulutlarına… Ama yağdırmamışlar.
Ne erkek dönmüş bir daha yüzünü ne de kız. Zıt yönlere doğru
yürümüşler. Zamanla kaybolup gitmiş ikisi de kendi yolunda. Eğer olacağı
varsa olurmuş çünkü. Sevgi kolay elde edilmezmiş. Bir anda gelen belki
biter belki bir ömür sürermiş. Bilinmezmiş. Bilinmezlik korkutmuş
ikisini de. Aynı anda aynı şeyi düşünmüşler birbirlerinden habersiz.
Oturdukları kayalıklara dalgalar vurmuş. Vurdukça ıslanmış kayalar,
ağlamışlar arkalarından ama onlar duymamış. Nice ilklere şahit olmuşlar…
Hepsine farklı melodi mırıldanmışlar…
Bu masal mutsuz sonla bitmiş diğerlerinin aksine… Dudaklarda bir
melodi bırakmış sadece, o günün anısına…
Yeter ki gel bana senede bir gün… Ağarsa saçlarım, solsa yanağım…
Bir gün…
Elam Mnelam
Mart-2009
|