HATIRAT
     Şeb-i  Yelda      Kalemin Dilinden        Fırça Kalem      Gönül Kalemleri
    Çeşm-i Giryan     Dostane Mektuplar      Önceliklerimiz         Dareyn Ekibi

Hikayenin Dili

Hikayenin Dili Anasayfa

Kalemin Dili Anasayfa


Dareyn Dergisi

Ziyaret Notları
Dareyn Forum
Anasayfa
İletişim
Arşiv


Dareyn Durakları

Mnela'nın Denizi
Kelebek Vadisi
Vuslat Zamanı



Her Hakkı Saklıdır!
Kaynak Vererek
Alıntı Yapılabilir.




 

Dergi tasarım © DAREYN

 Gönlümüzde ki bulutlar

Demir parmaklı bir pencerenin ardından ilkin, bir ağlama sesi geldi Serhat'ın kulaklarına.Ardından ikincisini duydu.Düşündüğü şey gerçekleşmişti ve Allah ona ikiz evlat nasip etmişti.Hayatın dehlizinde iki yeni ruh toprağa ekilmişti.Serhat ve Fatma çocuklarını alıp bir an önce evlerine döndüler.Birine Kamil diğerine Ayhan isimlerini uygun gördüler.Kamil, Ayhan'a göre daha dolgun görünüyordu.

Aradan yıllar geçti ikizler liseye başlamıştı.Ayhan babasıyla bir türlü anlaşamıyordu.Tek dileği doğru sözden dönmemekti.Oysa babası hayatın yalan dolan olduğunu düşünenlerdendi ve yalan söylemeden hayatta başarlı olunamaz diyordu.Kamil ise tıpa tıp babasıydı.Herkesi kendine göre yönetiyor, hayat tiyatrosunu iki boyutlu oynuyordu.Arkadaşlarına göre en güvenilir dostları Kamil'di.Oysa o, hayatta tek bir arkadaşının bile olmadığını düşünüyor onları vurmak için doğru vakti bekliyordu.Bir gün Serhat Beyin arabası arzalandı.Gitmek istedikleri ziyarete ise otobüsle gideceklerdi.Tam otobüs kalkmak üzereydi ki, yaşlı bir teyze otobüse bindi.Ayhan'ın içi sızlamıştı.Yerinden doğrulduğu gibi kalktı ve teyzenin koluna girerek onu yerine oturttu.Kendisi ise bir buçuk saatlik mesafeyi ayakta gidecekti.Serhat Bey duruma çok sinirlenmişti, oğluna dönerek:

--''Sen salak mısın?Herkese yer vermek sana mı düştü?Bunların hepsi oyuncu, pekala o da ayakta dikilebilir.'' demişti.

Ayhan ise alaycı bir tebessümle yaptığı işin huzuruyla yolculuğuna devam etti.Teyzeden aldığı hayır dua, ona pahalı elbiselerden daha da hora geçmişti.

Akrabalarına vardığında Ayhan herkesin elini tek tek öpüp hal hatır sordu.Kamil ise önüne gelenlerin elini öptü.Daha sonra büyüklerini beklemeksizin, baş köşeye oturup bacak bacak üstüne attı.Ayhan kardeşini uyardı.Ancak, Kamil'in işinden bile değildi.Akrabaları uzun uzun Ayhan'ı övdü, Kamil'in ise çok sinsi, deyim yerindeyse;saman altından su yürüten cinsinden olduğunu söylediler.Serhat Bey lafa karıştı, ''Aman efendim Ayhan'dan bir halt olmaz.Ama Kamil görün bak büyük adam olacak.'' dedi.

Misafirlik bitmişti evlerine dönecekleri vakit akarabaları olan amca Ayhan'ın kulağına bir şeyler fısıldadı.

--''Bak evladım bu güzel ahlakından, terbiyeli üslubunu terketme.Göreceksin hakkın olan mutluluk bir gün sana kendi elleriyle gelecek.'' dedi.

Aradan yıllar geçmişti.İkiside makine mühendisi olmuşlardı.Farkında olmadan aynı firmaya iş teklifinde bulunmuşlardı.Ayhan Bey Kamil'in işe alınacağından emindi.Ayhan ise kesinlikle işsiz kalacaktı.Bu düşünce Ayhan'ın kalbinde bir dert yaratmıştı.O an düşündü ki, benim bu dertlerden büyük Rabb'im var.O, benim yanımdayken her dert bir tebessümdür gözlerimde diye düşündü.Ellerini semaya açıp kendisi ve kardeşi hakkında hayırlısı olması için Yaradan'a dua etti.

Ertesi sabah iş görüşmelerine beraber gittiler.Yönetici ikiz olduklarını anlayınca haksızlık yapmak istemediğinden, onları iş görüşmesine beraber aldı.Ve şöyle dedi:

--''Arkadaşlar benim için o dolgun özgeçmişinizden çok soracağım soruya yaklaşımınız önemli.Diyelim ki, şirket için çok önemli bir gün.Tam zamanınında şirkette olmanız gerekiyor.Çünkü, geleceğinizi ilgilendiren bir toplantıya gireceksiniz.Tam o vakit sokakta yürürken önünüzde yaşlı bir teyze düşüp bayılıyor.Siz ne yapardınız?'' diye ilginç bir soru yöneltti.

Kamil kasıla kasıla soruya ilk cevabı vermek için söz aldı ve şöyle dedi:

--''Efendim sokak ortasında hiç tanımadığım bir kadının bayılmasının yanında, canımdan çok sevdiğim şirketim daha önemlidir.Tabii ki, o kadını görmemezlikten gelip toplantıya yetişirim!'' dedi.

Ayhan ise titrek sesiyle merhametini gösterdi:

--''Efendim kusura bakmayın ama ben o kadına yardım ederdim.Şirkette başarı mutlaka bir gün yakalanır Allah'ın izniyle.Ancak, bir hayır dua ya da bir canı kurtarmak insana her zaman nasip olmaz.Özür dilerim, kardeşim sizin politikanıza daha uygun sanırım...'' diyerek ayaklandı.Tam arkasını dönmüştü ki, yönetici ona seslendi.

--''Dur hele!Odanı daha göstermedim.'' dedi.Ayhan o erişilmez mutluluğu yine tadıyordu.İşe alınmıştı.Yönetici ona dönerek:

--''Bu şirketin bir aileden farkı yoktur.Her mevsim umutlarla yeşerir.Tek umudumuz ise senin gibi güzel bir aile terbiyesi almış, ruhunun derinliğine iyilik işlemiş, güzel ahlakıyla hepimize örnek olacak evlatlarımızı aramıza katmaktır.Siz siz olun saygısızlık korkusuyla yanınızdakinden sonra adım atın.''diyerek sözlerini noktaladı ve yeni mühendisine odasını gösterdi.

Güzel ahlak, iyi terbiye, edep, adap her iklimde yüreklere yağan bir yağmurdur.Bizler gönlümüzde ki bulutları gerçek pamuklardan örelim ki, bu yağmurda ıslanmayı hak edelim...

Toprak

--23.02.2009--

Pazartesi, BURSA