|
Gönlümüzde
ki bulutlar Demir parmaklı
bir pencerenin ardından ilkin, bir ağlama sesi geldi Serhat'ın
kulaklarına.Ardından ikincisini duydu.Düşündüğü şey gerçekleşmişti ve
Allah ona ikiz evlat nasip etmişti.Hayatın dehlizinde iki yeni ruh
toprağa ekilmişti.Serhat ve Fatma çocuklarını alıp bir an önce evlerine
döndüler.Birine Kamil diğerine Ayhan isimlerini uygun gördüler.Kamil,
Ayhan'a göre daha dolgun görünüyordu.
Aradan yıllar geçti ikizler liseye başlamıştı.Ayhan babasıyla bir türlü
anlaşamıyordu.Tek dileği doğru sözden dönmemekti.Oysa babası hayatın
yalan dolan olduğunu düşünenlerdendi ve yalan söylemeden hayatta başarlı
olunamaz diyordu.Kamil ise tıpa tıp babasıydı.Herkesi kendine göre
yönetiyor, hayat tiyatrosunu iki boyutlu oynuyordu.Arkadaşlarına göre en
güvenilir dostları Kamil'di.Oysa o, hayatta tek bir arkadaşının bile
olmadığını düşünüyor onları vurmak için doğru vakti bekliyordu.Bir gün
Serhat Beyin arabası arzalandı.Gitmek istedikleri ziyarete ise otobüsle
gideceklerdi.Tam otobüs kalkmak üzereydi ki, yaşlı bir teyze otobüse
bindi.Ayhan'ın içi sızlamıştı.Yerinden doğrulduğu gibi kalktı ve
teyzenin koluna girerek onu yerine oturttu.Kendisi ise bir buçuk saatlik
mesafeyi ayakta gidecekti.Serhat Bey duruma çok sinirlenmişti, oğluna
dönerek:
--''Sen salak mısın?Herkese yer vermek sana mı düştü?Bunların hepsi
oyuncu, pekala o da ayakta dikilebilir.'' demişti.
Ayhan ise alaycı bir tebessümle yaptığı işin huzuruyla yolculuğuna devam
etti.Teyzeden aldığı hayır dua, ona pahalı elbiselerden daha da hora
geçmişti.
Akrabalarına vardığında Ayhan herkesin elini tek tek öpüp hal hatır
sordu.Kamil ise önüne gelenlerin elini öptü.Daha sonra büyüklerini
beklemeksizin, baş köşeye oturup bacak bacak üstüne attı.Ayhan kardeşini
uyardı.Ancak, Kamil'in işinden bile değildi.Akrabaları uzun uzun Ayhan'ı
övdü, Kamil'in ise çok sinsi, deyim yerindeyse;saman altından su yürüten
cinsinden olduğunu söylediler.Serhat Bey lafa karıştı, ''Aman efendim
Ayhan'dan bir halt olmaz.Ama Kamil görün bak büyük adam olacak.'' dedi.
Misafirlik bitmişti evlerine dönecekleri vakit akarabaları olan amca
Ayhan'ın kulağına bir şeyler fısıldadı.
--''Bak evladım bu güzel ahlakından, terbiyeli üslubunu terketme.Göreceksin
hakkın olan mutluluk bir gün sana kendi elleriyle gelecek.'' dedi.
Aradan yıllar geçmişti.İkiside makine mühendisi olmuşlardı.Farkında
olmadan aynı firmaya iş teklifinde bulunmuşlardı.Ayhan Bey Kamil'in işe
alınacağından emindi.Ayhan ise kesinlikle işsiz kalacaktı.Bu düşünce
Ayhan'ın kalbinde bir dert yaratmıştı.O an düşündü ki, benim bu
dertlerden büyük Rabb'im var.O, benim yanımdayken her dert bir
tebessümdür gözlerimde diye düşündü.Ellerini semaya açıp kendisi ve
kardeşi hakkında hayırlısı olması için Yaradan'a dua etti.
Ertesi sabah iş görüşmelerine beraber gittiler.Yönetici ikiz olduklarını
anlayınca haksızlık yapmak istemediğinden, onları iş görüşmesine beraber
aldı.Ve şöyle dedi:
--''Arkadaşlar benim için o dolgun özgeçmişinizden çok soracağım soruya
yaklaşımınız önemli.Diyelim ki, şirket için çok önemli bir gün.Tam
zamanınında şirkette olmanız gerekiyor.Çünkü, geleceğinizi ilgilendiren
bir toplantıya gireceksiniz.Tam o vakit sokakta yürürken önünüzde yaşlı
bir teyze düşüp bayılıyor.Siz ne yapardınız?'' diye ilginç bir soru
yöneltti.
Kamil kasıla kasıla soruya ilk cevabı vermek için söz aldı ve şöyle
dedi:
--''Efendim sokak ortasında hiç tanımadığım bir kadının bayılmasının
yanında, canımdan çok sevdiğim şirketim daha önemlidir.Tabii ki, o
kadını görmemezlikten gelip toplantıya yetişirim!'' dedi.
Ayhan ise titrek sesiyle merhametini gösterdi:
--''Efendim kusura bakmayın ama ben o kadına yardım ederdim.Şirkette
başarı mutlaka bir gün yakalanır Allah'ın izniyle.Ancak, bir hayır dua
ya da bir canı kurtarmak insana her zaman nasip olmaz.Özür dilerim,
kardeşim sizin politikanıza daha uygun sanırım...'' diyerek
ayaklandı.Tam arkasını dönmüştü ki, yönetici ona seslendi.
--''Dur hele!Odanı daha göstermedim.'' dedi.Ayhan o erişilmez mutluluğu
yine tadıyordu.İşe alınmıştı.Yönetici ona dönerek:
--''Bu şirketin bir aileden farkı yoktur.Her mevsim umutlarla
yeşerir.Tek umudumuz ise senin gibi güzel bir aile terbiyesi almış,
ruhunun derinliğine iyilik işlemiş, güzel ahlakıyla hepimize örnek
olacak evlatlarımızı aramıza katmaktır.Siz siz olun saygısızlık
korkusuyla yanınızdakinden sonra adım atın.''diyerek sözlerini noktaladı
ve yeni mühendisine odasını gösterdi.
Güzel ahlak, iyi terbiye, edep, adap her iklimde yüreklere yağan bir
yağmurdur.Bizler gönlümüzde ki bulutları gerçek pamuklardan örelim ki,
bu yağmurda ıslanmayı hak edelim...
Toprak
--23.02.2009--
Pazartesi, BURSA
|