|
Aşıkların
aşikâr olduğu biri vardı bir zamanlar...
"...Ne beyan-ı
hâle cüret, Ne figan-e tâkâtım var..." derdi...
Sevgili Dareyn Okuyucuları,
Buruk
bir zaman yaşamaktayız. Gurbet’e Dair
dedik bu sayıda.
Kendi
vatanında gurbet Müslümanlara değindik, değdirdik dualarımızı çeşm-i giryan’da…
Kardeşlerimize yapılanlara içlendik, içerledik, cüret edemedik söz geçiremedik
belki, amma dualarımızı dillendirdik. Yaratıcı hiçbir şeyi sebepsiz vermez,
zalimler cezasız kalmaz…
Tasarımda birkaç küçük değişiklik yaptık, inşallah daha da güzelleştireceğiz.
Amacımız gönlü doyurmak olduğu kadar gözü de doyurmak. İnsanoğlu meraklıdır
kendine yakınlık bulmak ister her şeyde… Değişse de erkekte ve kadında genel
gidişat böyle. Hep kadınların hassaslığından dem vururuz lakin erkeklerin
kalbinin dayanamadığı durumlarda varmış.Nerede mi görmek için Önceliklerimize
/Sağlık/ uğramanızı tavsiye ediyoruz…
Ben
gurbette değilim gurbet benim içimde…Gurbetin nerede olduğu bilinmez… Yaşamadan.
Lakin yaşadığınız yerde de gurbet kalırsınız belki bir zaman, içinizde neler
döndüğünü anlayamadan hasrete tutulmuşsunuz uzun mu uzun bir an… Hasrette
tutsaklardan dökülen kelimeler, Şeb-i Yelda ve Kalemin Dilinde yer bulmuş
kendine… Gurbetlerine ortak olacak okuyucu bekliyor her biri köşesinde…
Esin
Ardıç şiirinde şöyle diyor,
“Yaklaşsam
uzaklaşacaktın, biliyordum,
Dokunsam, silinecekti yüzün…
Serap olduğunu
bilmesem,
Bir kahve içimi suskunluğum olur muydun….?”
Ne
yaklaşabiliyoruz ne dokunabiliyoruz… Ne uzağımızdakilere ne de
yakınımızdakilere… Bir yerlerde yanlış yapıyor gibiyiz , birbirimizin hatasını
düzelttikçe insan oluyoruz olgunlaşıyoruz belkide… Sağlıcakla kalın, bir gün
düzeltebilmek için birbirimizi;
SAADET-İ DAREYN içinde yollarımızın kesişmesi dileğiyle…
Elam Mnelam |