Affetmekten bahsediyoruz bu sayımızda. İnsan neden affeder, ya da affetmeli midir? Affetmek ne kazanç getirir... Yoksa affetmek kaybetmek midir?
Bir bilgin diyorki; nefret tıpkı zehir gibidir. Nefret ettiğimizde zehri yutarız ve yuttuğumuz zehrin karşımızdakini öldürmesini dileriz... Oysaki zehri yutan da biziz , öldürmeye çalıştığımızda... İnsan ölümü arzulamakta hata etmektedir. Ölüm zaten verilecektir arzulamak acele etmek değil midir?
Son noktamızı koymadan önce, atılacak çok af virgülleri var elimizde. Kiminde nefeslenmek için bir af molası veriyoruz, kiminde yeni bir söze, arkadaşlığa başlamak için mola...
Affetmek insanın kendine yaptığı iyiliktir diyorlar... Ve aslında affetmek bencilce bir davranışta olabiliyor bu yüzden. Çünkü bundan en fazla kar sağlayacak olan kişi affeden oluyor. O kadar kolay ama bir o kadar da zor bir eylem.Bizi her tevbemizde affetmek için bekleyen bir Rab varken, bizlerin affetmeme gibi bir lüksü kendinde görmesi de bir o kadar bencilce bu yüzden.
Kısacak bir ömür, upuzun hayat hikayeleri. İnsanız hata yaparız. Hatta uslanmaz tekrar yaparız... İşte bu yüzden bugüne kadar kusurumuz olmuş ise affınıza sığınırız...
SAADET-İ DAREYN içinde yollarımızın kesişmesi dileğiyle…
Elam E. Doğan